Evliliğimizin ilk bayramıydı ve kayınvalidem ilk kez evimize geliyordu. Yanında iki kız kardeşi vardı. Biz bunu “ziyaret” olarak adlandırdık. Onlar başka bir kelime kullanmadı ama yüzlerinden anlaşılıyordu: teftiş.
Üç gün önceden hazırlandım. Hazırlık listemi aşağıya koyuyorum, karşısına da teftiş sonuçlarını. Böylece ne kadar hazırlandığımı ve ne kadar işe yaradığını birlikte görebiliriz.
Hazırlık ve sonuç
Sehpa. Üç kez sildim. Bir kez de cilaladım. Teftiş: Kayınvalidem sehpaya oturmadan önce işaret parmağını sehpanın kenarında gezdirdi. Bir şey aramıyordu. Bir şey bulmayı umuyordu. Bulamadı. Parmağına baktı, sonra bana baktı, sonra kız kardeşine baktı. “Cilalamışsın,” dedi. Bu bir iltifat değildi. “Cilalamak, tozu saklamaktır.”
Perde. Yıkadım, ütüledim, astım. Teftiş: Büyük teyze perdeyi kenarından tuttu, kumaşı parmaklarının arasında ovuşturdu. “Çeyizden mi?” “Evet teyze.” “Annen mi aldı?” “Evet.” “Hmm.” Bu “hmm”, annemin zevki hakkında bir rapordu.
Börek. Sabah beşte kalkıp açtım. Çıtır olsun diye son on dakika fırının alt rafına indirdim. Teftiş: Kayınvalidem böreği ısırdı. İki teyze de çiğnemeyi bıraktı. Kayınvalidem çiğnedi. “Çıtır,” dedi. Ardından ekledi: “Biraz fazla çıtır. Alt rafa mı indirdin?” Nasıl bildiğini hâlâ bilmiyorum.
Mutfak dolapları. Hepsini boşaltıp sildim, tabakları renklere göre dizdim. Teftiş: Küçük teyze su içmeye mutfağa gitti. Bardak dolabı yerine yanlışlıkla, tamamen yanlışlıkla, tabak dolabını açtı. Sonra baharat dolabını. Sonra deterjan dolabını. Bardağı dördüncü dolapta buldu. Salona döndüğünde yüzünde hayal kırıklığı vardı. Dört dolap, sıfır bulgu.
Banyo. Havluları değiştirdim. Misafir havlusu astım. Teftiş: Kayınvalidem banyodan çıkarken “Havlular güzel” dedi. Sonra: “Ama misafir havlusu kullanılmamış. Kimse kullanmıyor mu bunu?” Evet, kimse kullanmıyordu. Çünkü misafir havlusuydu.
Karne
Teftiş dört saat sürdü. Akşam kalkarken kayınvalidem kapıda durdu ve bana baktı. Uzun uzun. Sonra elini omzuma koydu.
“Eline sağlık kızım. Evin çok temiz.”
Kocam Ufuk arkamda nefesini bıraktı. Ben de bıraktım. Teyzeler birbirlerine baktı ve aynı anda başlarını salladı. Sınavı geçmiştim.
Arabada
Bunu sonradan Ufuk’un kız kardeşinden öğrendim. Arabada, eve dönerken, kayınvalidem bir süre hiç konuşmamış. Sonra telefonu çıkarıp kendi evine, komşusunu aramış:
“Saliha, bizim anahtar sende değil mi? Yarın sabah bir gelsene, beraber cam silelim. Perdeleri de yıkayalım.”
“Bayram ama Nimet?”
“Biliyorum. Gelin önümüzdeki hafta bize gelecek.”
Bir hafta sonra
Bir hafta sonra kayınvalidemin evine gittik. Kapıyı açtığında ev parlıyordu. Perdeler yeni yıkanmış, camlar silinmiş, sehpa cilalanmış.
Oturmadan önce, hiç düşünmeden, alışkanlıkla, işaret parmağımı sehpanın kenarında gezdirdim.
Kayınvalidemin yüzü bembeyaz oldu.


