Salonda erkekler ülkeyi kurtarırken mutfakta yengeler sülaleyi yönetir. İkisinden yalnızca biri sonuç alır.
Bu bayram, Erbaa’daki büyük evde, mutfağın en genç yengesi olarak bana bir görev verildi: bardakları yıkarken divanın kararlarını aklımda tutmak. Ben aklımda tutmadım. Telefonuma yazdım. Tutanak aşağıdadır.
Yengeler Divanı, bayram, birinci gün, 14.10–15.25
Yer: Mutfak, tezgâh başı. Katılanlar: Büyük yenge Hanife (başkan), ortanca yenge, küçük yenge (ben), bir de çay tazelemek için arada giren çıkan görümce. Gündem dışı katılımcı: Ocakta kaynayan demlik.
Gündem maddesi 1: Seneye bayram kimde? Hanife Yenge bu yıl ağırlamıştı. “Ben seneye yapamam, dizlerim.” Ortanca yenge “Bizim ev küçük” dedi. Bütün gözler bana döndü. Ben bir bardak yıkıyordum. Bardağı bir süre yıkamaya devam ettim. Karar: Seneye bayram küçük yengede. (Oybirliği. Ben oy kullanmadım.)
Gündem maddesi 2: Ziya’nın nişanlısı. Ziya, sülalenin en küçük oğlu. Nişanlısı bugün ilk kez geldi. Divan kızı kırk dakika gözlemlemişti. Ortanca yenge “Kibar” dedi. Hanife Yenge “Kibar ama çay bardağını boş bıraktı, kimse doldurmadı, kendisi de istemedi. Utangaç.” Görümce, kapıdan: “Utangaç iyidir, sonra açılır.” Karar: Kız kabul edilmiştir. Açılması beklenecek.
Gündem maddesi 3: Babaannenin ilaçları. Babaanne son iki aydır ilaçlarını aksatıyordu. Kimse dede ile konuşmamıştı, çünkü dede “Ben bilirim” diyordu. Karar: Hanife Yenge her sabah telefonla hatırlatacak. Dedeye söylenmeyecek.
Gündem maddesi 4: Bayram harçlıkları. Bu sene çocuklara kaç verilecek? Erkekler salonda bu konuyu konuşmamıştı bile; erkekler harçlığın kendiliğinden belirlendiğini düşünür. Karar: Herkes aynı miktarı verecek. Rakamı Hanife Yenge erkeklere “dolaylı yoldan” iletecek.
Gündem maddesi 5: Raziye’nin kızının boşanma meselesi. Bu maddede mutfak kapısı kapatıldı. Tutanak tutulmadı. Sadece şunu yazabilirim: kırk dakika sürdü ve sonunda Hanife Yenge “Bunu kimse bilmeyecek” dedi. Bilmeyecek olan herkes, salondaki erkeklerdi.
Dedenin kararı
Divan dağıldıktan sonra yengeler, ellerinde çay tepsileriyle, salona geçti. Erkekler bu sırada siyaset konuşuyordu. Yengeler çayları dağıttı. Hanife Yenge, dedenin bardağını koyarken, sanki öylesine, dedi:
“Seneye bayram ne kadar güzel olur küçük gelinin evinde, değil mi baba? Evleri ferah.”
Dede bir an düşündü.
Sonra erkeklere döndü. Elini dizine vurdu. Bir karar veren adamın sesiyle konuştu:
“Bakın, ben karar verdim. Seneye bayram küçük gelinde. Evleri ferah. Herkes oraya.”
Erkekler başlarını salladı. “Sen bilirsin baba.” “Doğru diyorsun.”
Dede ardından ekledi: “Bir de harçlıklar. Bu sene herkes çocuklara aynı versin. Ben öyle istiyorum.”
Erkekler yine başlarını salladı.
Mutfak, 16.00
Mutfağa döndük. Hanife Yenge demliği ocaktan indirdi, bardaklara bir tur daha çay koydu. Ortanca yenge tezgâha yaslandı.
“Babam karar verdi,” dedi, yüzünde hiçbir ifade olmadan.
Hanife Yenge başını salladı. “Babam çok iyi karar verir.”
Tutanağın son satırına şunu yazdım: “Gündem maddeleri 1 ve 4, salon tarafından onaylanmıştır. Salon, onayladığını bilmemektedir.”


