Kuzenim Gönül ile kuzenim Seda’nın çocukları aynı ay doğdu. Bu, bayram salonunda bir tesadüf olarak değil, bir yarışma takvimi olarak algılandı. Bebekler on dokuz aylık. Yarışma on dokuz aydır sürüyor.

Bu bayram, Malatya’daki dedemin evinde, yarışmanın dördüncü turu oynandı.

Diş

Seda açılışı yaptı. “Bizim Defne’nin sekiz dişi çıktı.”

Gönül bekledi. Sonra: “Bizim Deniz’in de dokuz. Biri dün çıktı.”

Seda Deniz’in ağzına bakmak istedi. Deniz ağzını açmadı. Dokuzuncu diş doğrulanamadı ama kayıtlara geçti.

Yürüme

“Defne on bir aylıkken yürüdü.”

“Deniz on buçuk.”

“On buçuk mu? Sen bana on bir demiştin.”

“On bir değil, on buçuk. Yarım ay önemli.”

Gönül telefonunu çıkardı. Seda da çıkardı.

Video seansı

Bu noktada salon bir sinemaya dönüştü. İki anne, iki telefon. Videolar yan yana açıldı ve izleyiciler kimin bebeğine alkış tutacağını bilemedi.

Gönül’ün videosu: Deniz bir sehpaya tutunuyor, bırakıyor, iki adım atıyor, düşüyor. Arka planda Gönül’ün sesi: “Aferin! Aferin oğlum!”

Seda’nın videosu: Defne bir koltuğa tutunuyor, bırakıyor, üç adım atıyor, oturuyor. Arka planda Seda’nın sesi: “Bak, bak, bak!”

Teyzem iki videoyu da izledi ve “Maşallah ikisine de” dedi. Bu, iki tarafı da tatmin etmedi.

İngilizce

Seda dördüncü turda bir sürpriz yaptı. “Defne İngilizce sayıyor.”

Bir video daha. Defne, mama sandalyesinde, kaşığı ağzında: “Van… tu…” Sonra kaşığı yere attı.

“İki,” dedi Gönül. “İkiye kadar sayıyor.”

“Başlangıç bu.”

Gönül’ün telefonunda bir video aradığı belliydi. Bulamadı. Ama vazgeçmedi: “Deniz de ‘dog’ diyor. Köpek gördüğünde.”

“Köpeğe ne diyor?”

“Dog. Bazen ‘hav’.”

Dedemin kayıtları

Bu sırada köşede oturan dedem, seksen yedi yaşında, kayıtları dinliyordu. Dedemin kayıtları da vardır. Kafasının içinde. Bütün torunların, bütün torunların çocuklarının.

Dedem öksürdü. Salon sustu.

“Siz ikiniz,” dedi, Gönül’e ve Seda’ya bakarak, “aynı gün yürüdünüz.”

Gönül ve Seda durdu.

“On dört aylıktınız. İkiniz de geç yürüdünüz. Anneniz ile teyzeniz de bu salonda, bu koltuklarda, sizi yarıştırırdı. ‘Benimki önce adım attı, seninki tutunuyordu.’ Ben hatırlarım. Sonra ikiniz aynı gün, aynı halının üstünde, birbirinize doğru yürüdünüz ve çarpıştınız.”

Salonda kimse bir şey demedi. Gönül’ün annesi ile Seda’nın annesi, salonun iki ayrı köşesinde, birbirine baktı.

“Kim kazandı?” diye sordu teyzem.

Dedem düşündü.

“Halı,” dedi. “İkiniz de üstüne kustunuz.”