İstanbul’a taşınalı altı yıl oldu. Bu altı yılda bir şey öğrendim: “Hayır” diyebilmek. Bu bayram, İskilip’teki teyzemin evinde, bunu ilk kez akrabalara uyguladım.
Bir saat içinde “değişmiş” etiketini aldım.
Otuz yaşında yanak
Teyzem kapıda yanağımı sıktı. Ben de nazikçe, gülümseyerek, yüzümü geri çektim. “Teyzeciğim, otuz yaşındayım.”
Teyzem durdu. Elini indirdi. Yanındaki halama baktı.
“Değişmiş bu.”
Harçlık da maaştır
Eniştem maaşımı sordu. Ben “Enişte, onu konuşmasak?” dedim. Kibarca.
Eniştem gözlerini kıstı. “Sen eskiden her şeyi anlatırdın.”
Eskiden on iki yaşındaydım. On iki yaşında anlatabileceğim tek maaş, harçlıktı. Harçlığımı herkese söylerdim, çünkü az bulup artırsınlar diye.
“Değişmiş,” dedi eniştem, yengeme.
Yana büyümek
Yengem tabağıma üçüncü dilim böreği koymak istedi. Ben elimi tabağın üstüne koydum. “Yenge, valla tokum.”
“Eskiden dört dilim yerdin.”
“Eskiden on dört yaşındaydım yenge. Büyüyordum.”
“Şimdi büyümüyor musun?”
“Yana büyüyorum.”
Kimse gülmedi. Yengem tabağı geri çekti. “İstanbul yaramamış buna,” dedi teyzeme, ben duyacak şekilde.
Saklayacak bir şey
Akşamüstü halam benim telefonumu almak istedi, fotoğraflara bakmak için. Ben “Hala, ben açayım, göstereyim” dedim. Telefonu kendim tuttum. Fotoğrafları kendim kaydırdım.
Halam fotoğraflara değil, bana baktı.
“Saklayacağın bir şey mi var?”
“Yok hala.”
“O zaman niye vermiyorsun?”
Bu noktada salonda bir hüküm verildi. Kimse söylemedi ama herkes biliyordu: “Şehre gitti, burnu büyüdü, bizi tanımaz oldu.” Teyzem mutfakta anneme fısıldadı. Annem bana baktı. Annemin bakışı “Bir şey yapsana” diyordu.
Eski ben
Bir şey yaptım. Eski beni denedim.
Halama telefonu verdim. Bütün fotoğraflara baktı. Bir de mesajlara. Eniştemin sorusuna cevap verdim, maaşımı söyledim, hatta brütünü de. Yengem dördüncü dilim böreği koydu, yedim. Beşinciyi koydu, onu da yedim. Teyzem yanağımı sıktı. Öbür yanağımı da uzattım.
Bir saat boyunca on iki yaşındaki bendim.
Teyzemin kararı
Akşam kapıda teyzem beni uğurlarken bana uzun uzun baktı. Annem yanındaydı. Bir şey bekliyordu. Bir onay.
“Bak,” dedi teyzem anneme, gülümseyerek. “Hiç değişmemiş bu çocuk.”
Annem rahatladı.
“Hâlâ çocuk gibi,” diye ekledi teyzem. “Otuz yaşına geldi, yanağını uzatıyor. Ne zaman büyüyecek bu?”


