Salonun ortasındaki ceviz sehpa.
Üzerinde dantel bir örtü. Örtünün tam göbeğinde ise en az iki buçuk kilo ağırlığında, kenarları keskin kristal kesim bir Paşabahçe gondol kase.
İçinde ne vardır?
İçinde 2018 Kurban Bayramı’ndan kalma vişneli Kent şekerleri, 2021 Şeker Bayramı’ndan kalma naneli sert bonbonlar ve dibe çökmüş kahveli toffie’ler.
Bunlar artık ayrı ayrı şekerler değildir.
Yaz sıcaklarında erimiş, kış soğuklarında donmuş ve birbirine moleküler düzeyde kenetlenerek tek bir kristal blok haline gelmiştir.
Anneanne kaseyi iki eliyle kavrayarak misafire doğru uzatır:
— “Alın bakalım, bayramınız tatlı geçsin…”
Misafir genç elini uzatır. Amacı en üstteki portakallı şekeri tek başına almaktır.
Parmağıyla şekeri çeker.
Fakat şeker gelmez; kasedeki diğer kırk şeker de onunla birlikte bir bütün olarak yukarı kalkar.
Genç çocuk kaseden tek bir şeker koparmaya çalışırken kristal kase masanın üzerinde sallanır: TAK-TAK-TAK.
Anneanne gözlerini diker:
— “Koparsana evladım, tazedir onlar, bayramdan önce aldırdım…”
I. Şeker Hiyerarşisi ve Sosyoekonomik Statü
Türk evinde ikram edilen şekerin cinsi, o evin mali gücünün ve misafire verdiği değerin açık göstergesidir:
| Şeker / İkram Türü | Sosyal Statü Göstergesi | Isırıldığında Yaşanan Risk | Misafirin Gerçek Düşüncesi |
|---|---|---|---|
| Kristalize Kent Şekeri | Standart Emekli Evi | Dolgunun düşmesi, diş kırılması | “Keşke çikolata gelseydi…” |
| Madlen Çikolata (Kare) | Klasik Orta Sınıf Güvencesi | Çikolatanın ambalajına yapışması | “Sütlüsü bitmiş, bitter kalmış.” |
| Spesiyal Fındıklı Çikolata | Yüksek Prestij / Zengin Akraba | İki tane alma hırsı | “Kutuyu önümden çekmeseler bari.” |
| Güllü Hacı Bekir Lokumu | Ağır İstanbullu Köklü Aile | Pudra şekerinin pantolona dökülmesi | “Nefes almadan yutmam lazım.” |
II. Ambalaj Açma İşkencesi
Gondol kaseden bir şekilde koparılan o sert vişneli şekerin ambalajı açılmak istendiğinde ikinci kriz patlar.
Jelatin, şekere yapışmıştır.
Tırnakla kazınır. Çıtırtı sesleri salondaki ağır sohbetin ortasında yankılanır.
Sonunda jelatinin yarısı şekerin üzerinde kalır. Misafir o minik plastik parçasıyla birlikte şekeri ağzına atar.
Çünkü Türk ailesinde “Bu şekerin jelatini çıkmıyor teyze” demek, ev sahibinin ikramına hakaret sayılır.
Şeker yanağın içine yerleşir. Taş gibi serttir.
Önümüzdeki kırk dakika boyunca konuşurken o şeker dille damağın arasında bir bilardo topu gibi dolaşacaktır.


