Bayram kahvesinde annelerin açıkladığı her unvan, salonda bir borsa ekranı gibi yanıp söner. Biz kuzenler, salonun bir köşesinde oturup kendi hisse senetlerimizin yükselişini ve düşüşünü izleriz. Hiçbirimiz konuşmayız. Konuşan annelerimizdir.
Bu bayram Karşıyaka’daki büyükannemin salonunda borsa şöyle işledi.
Seans açılışı
Sibel Teyze: “Bizim Kaan’ı müdür yaptılar.” Kaan’ın hissesi yükseldi. Salonda “Maşallah” sesleri. Kaan bir köşede başını eğdi, mütevazı görünmeye çalıştı. Ben o “müdür” kelimesinin arkasında ne olduğunu bilmiyordum, ama annem bilmek istiyordu.
Annem: “Ne müdürü?” Sibel Teyze: “Proje müdürü.” Kaan’ın hissesi hafifçe düştü. “Proje” kelimesi, bizim ailede, “gerçek müdür değil” anlamına gelir.
Annem: “Bizim Gizem de takım lideri oldu.” Benim hissem yükseldi. “Lider” kelimesi salonda bir etki yarattı. Ben köşemde mütevazı görünmeye çalıştım, çünkü takımımda iki kişi vardı ve biri bendim.
Öğle seansı
Canan Yenge: “Bizim Emre’ye şirket arabası verdiler.” Emre’nin hissesi tavan yaptı. Somut bir varlık. Kapının önünde duran bir şey.
Sibel Teyze: “Kaan evden çalışıyor ama.” Bu cümle Sibel Teyze’nin ağzından kaçtı. Hemen düzeltti: “Hibrit.” Ama iş işten geçmişti. Kaan’ın hissesi sert düştü. Bizim ailede evden çalışmak, “işsiz” ile “emekli” arasında bir yerdedir.
Annem: “Gizem de yurt dışına gidiyor iş için.” Bu doğruydu. Bir kez, iki gün, Selanik. Ama annem “yurt dışı” dedi ve hissem bir anda Emre’nin şirket arabasını geçti.
Kapanış seansı
Canan Yenge: “Emre’nin maaşı da arttı. Yüzde…” Canan Yenge rakamı söylemedi. Rakamı söylememek, rakamdan daha güçlüdür. Salonun hayal gücü devreye girdi. Emre’nin hissesi, kimsenin bilmediği bir rakama yükseldi.
Balkon
Seans kapandıktan sonra biz üç kuzen balkona çıktık. Kaan, Emre ve ben. Balkonun kapısını kapattık. Bir süre kimse konuşmadı.
Sonra Emre söze girdi.
“Şirket arabası Fiat,” dedi. “Ortak. Dört kişi kullanıyoruz. Bana salı ve perşembe.”
Kaan güldü. “Proje müdürüyüm ama projede ben ve bir stajyer var. Stajyer ağustosta gidiyor.”
İkisi bana baktı.
“Takımımda iki kişi var,” dedim. “Biri benim. Yurt dışı da Selanik’ti. İki gün.”
Üçümüz bir süre balkondan aşağı, büyükannemin bahçesindeki limon ağacına baktık. Sonra Emre bir şey önerdi.
Kartel
“Seneye,” dedi Emre, “önceden konuşalım. Kim ne söyleyecek, belirleyelim. Kimse kimseyi geçmesin. Hisseleri sabitleyelim.”
Kaan başını salladı. Ben de.
O balkonda, o bayram, bir kartel kuruldu. Üç kuzen, bir WhatsApp grubu. Grubun adı “Borsa”ydı.
Seneye annelerimiz salonda konuşacak. Biz, balkonda, önceden yazılmış bir senaryoyu izleyeceğiz.
Grubun ilk mesajı, aynı akşam, Kaan’dan geldi:
“Arkadaşlar, ben müdür olmayı bırakabilir miyim? Annem herkese söyledi, artık terfi bekliyorlar.”


