Bayram sehpasına baklava, kahve ve bir tapu fotokopisi aynı anda konmaz. Ahmet Amca koydu.
Fotokopinin üstünde, tükenmez kalemle, “OTUZ YIL” yazıyordu. Altı çizili. Ahmet Amca dosyayı açtı, ilk sayfayı bana doğru çevirdi ve sordu:
“Perihan, kızım, sen avukatsın. Bir bak şuna.”
Avukat olalı dört ay oldu. Dört ayda bir şey öğrendim: bayramda hukuk yoktur. Ama Ahmet Amca bunu bilmiyordu.
Temyiz
“Bu dava otuz yıldır sürüyor. Bunu bir temyize götürsek ne çıkar?”
“Amca, temyiz bir aşama. Önce dosyanın hangi aşamada olduğuna bakmak lazım.”
“Hangi aşamada olduğunu bilmiyorum. Avukatım öldü.”
“Ne zaman?”
“2009’da.”
Dosya on beş yıldır avukatsızdı. Ahmet Amca on beş yıldır, her bayram, birine “bir bak şuna” diyordu. Ben bu listenin son halkasıydım.
Kiracı, ceza, ağaç
Bu arada salonda bir şey olmuştu. Ahmet Amca’nın dosyayı açtığını gören diğer akrabalar, kendi sorularını hatırlamıştı.
Yengem: “Kızım, kiracı çıkmıyor. Bayramdan sonra ne yapalım?”
Eniştem: “Trafik cezası gelmiş, ben o gün oradan geçmedim. İtiraz ederim, değil mi?”
Halam: “Komşunun ağacı bizim bahçeye sarkıyor. Kesebilir miyim?”
Her soruya aynı cevabı verdim: “Bayramdan sonra bir avukata danışın.” Her seferinde soran kişi “Sen avukatsın ya?” dedi. Her seferinde “Ama bayram” dedim. Bu, bir hukuki argüman olarak kabul edilmedi.
Dosya
Ahmet Amca sabırlı bir adamdır. Diğerleri sorularını sorup giderken o dosyanın başında bekledi. Sonunda yanıma oturdum ve dosyayı karıştırmaya başladım. Bir dava dosyası değildi; otuz yılın bütün kâğıtlarıydı. Tapu fotokopileri, el yazısı notlar, bir de 1994 tarihli bir düğün davetiyesi. Neden orada olduğunu sordum. “O düğünde konuşulmuştu,” dedi Ahmet Amca. “Önemli.”
Davanın konusu, Ortahisar’daki bir arsanın yarısıydı. Ahmet Amca’nın babasından kalan arsa. Ahmet Amca’nın kardeşiyle paylaşılması gereken, ama otuz yıldır paylaşılamayan arsa.
Karşı tarafın adına baktım.
Karşı taraf
Dosyanın üçüncü sayfasında, davalı kısmında, bir ad yazıyordu.
Babamın adı.
Bir süre sayfaya baktım. Ahmet Amca yanımda bekliyordu. Babam salonun öbür ucunda, televizyonun önünde, maç izliyordu.
“Amca,” dedim. “Bu davada karşı taraf babam.”
“Biliyorum kızım.”
“O zaman neden bana soruyorsun?”
Ahmet Amca kahvesinden bir yudum aldı.
“Çünkü babanın avukatı da yok,” dedi. “Sen hangi tarafı tutarsan, dava o tarafa döner. Otuz yıldır bekliyorum. Sen büyüyesin diye.”
Bayramdan sonra
Babama döndüm. Babam maçı izliyordu ama kulağı bizdeydi. Bunu gözünün kenarından biliyordum. Bir yudum çay aldı ve yüksek sesle, kimseye hitap etmeden, söyledi:
“Perihan, kızım. Bayramdan sonra bir de benim dosyama bakarsın.”
İki dosya. İki müvekkil. Bir avukat. Bir de bayram.
Hukuk fakültesinde bunun adı “menfaat çatışması”. Bizim ailede adı “Bayramdan sonra konuşuruz”.


