Orhan Amca hayatında hiçbir yüzü iki kez hatırlamamış bir adamdır. Bu, kendi düğün fotoğraflarına bakarken bile böyleydi. Yedi yaşındaki Ecrin bunu bir yıl önce fark etti ve bu bayram, Kayseri Talas’taki büyük evde, bilgisini ticarete döktü.

Ablası Asuman olanları başından sonuna izledi. Kayıtlara geçirdiği gibi aktarıyorum.

Birinci öpüş: Salon, 11.20

Normal prosedür. Ecrin salona girdi, sırayla bütün büyüklerin elini öptü, Orhan Amca’ya geldi. Orhan Amca gözlüğünü düzeltti, cebine elini attı, bir 100 lira çıkardı.

“Maşallah, maşallah. Kimin kızıydın sen?”

“Nurhan’ın.”

“Aa, Nurhan’ın kızı. Büyümüşsün.”

Para el değiştirdi. Ecrin teşekkür etti, salondan çıktı. Asuman o an bir şey sezmedi. Asuman on dört yaşında ve on dört yaşındakiler kimseden bir şey sezmez, çünkü telefona bakıyorlardır.

İkinci öpüş: Mutfak, 12.05

Orhan Amca mutfağa su içmeye geldi. Ecrin, tesadüfen, mutfaktaydı. Saçlarını tokayla toplamıştı. Salonda açıktı.

Ecrin amcasının elini tuttu, öptü, alnına götürdü.

“Bayramınız mübarek olsun amcacığım.”

Orhan Amca gözlüğünü düzeltti. “Aaa, sen kimsin bakalım?”

“Nurhan’ın kızı.”

“Nurhan’ın kızı mı! Maşallah. Gel bakalım.”

İkinci 100. Asuman bu sefer telefondan başını kaldırdı. Kardeşine baktı. Ecrin ona göz kırptı. Yedi yaşında bir çocuk göz kırpmayı bilmez; Ecrin bilir.

Üçüncü öpüş: Antre, 13.30

Bu kez Ecrin tokayı çıkarmış, saçlarını açmış ve teyzesinin kızının hırkasını giymişti. Hırka dizlerine geliyordu. Orhan Amca balkona sigara içmeye çıkarken antrede karşısına çıktı.

“Amcacığım, bayramınız mübarek olsun.”

Orhan Amca durdu. İlk kez bir şüphe belirdi. Ecrin’in yüzüne uzun uzun baktı. Asuman nefesini tuttu.

“Sen… Nurhan’ın kızı mısın?”

“Hayır,” dedi Ecrin. “Nurhan’ın öbür kızıyım.”

Nurhan’ın öbür kızı Asuman’dır ve kapının yanında duruyordu. Orhan Amca’nın gözü Asuman’a hiç gitmedi. Üçüncü 100 el değiştirdi.

Dördüncü öpüş: Balkon, 14.10

Ecrin balkona çıktığında Orhan Amca’nın cüzdanında para kalmamıştı. Ecrin elini öptü. Orhan Amca cüzdanını açtı, içine baktı, kapattı. Mahcup oldu. Cebindeki bir kâğıda tükenmez kalemle bir şey yazdı, imzaladı, çocuğa uzattı.

“Kuzum, bugün bu kadar. Bunu bir dahaki bayram getir, amcan öder.”

Kâğıtta “Bir adet harçlık. Orhan.” yazıyordu. Ecrin kâğıdı katladı, teşekkür etti.

Beşinci işlem: Koridor, 14.25

Asuman olayı annesine anlatmaya hazırlanıyordu. Koridorda kardeşi önünü kesti. Elinde kâğıt vardı.

“Abla, bunu sana 50’ye veririm.”

“O ne?”

“Senet. Orhan Amca’dan. Seneye 100 eder.”

Asuman bir süre kardeşine baktı. Annesine gitmekten vazgeçti. Cüzdanını açtı.

Seneye Orhan Amca o kâğıdı görecek, imzasını tanımayacak, kimin elinden geldiğini hatırlamayacak ve yine de ödeyecek. Asuman yüzde yüz kazanacak. Ecrin ise bu bayramı, ablasının parasını da katarak, 350 lirayla kapattı.

Annesi akşam sordu: “Kızım, Orhan Amca’n sana ne verdi?”

Ecrin dürüst bir çocuktur. “Bir kere yüz verdi,” dedi. Doğruydu. Her seferinde bir kere.