Saniye Hanım bayram sabahı saat beşte kalktı ve oklavayla kırk kat yufka açtı. Kırk. Saydı. Sayarken bir kat yırtıldı, onu da yamadı ve sayıya dahil etti. Saat dokuzda baklava fırından çıktı, şerbet döküldü, tepsi tıs etti. Saniye Hanım’ın elleri unlu, belinde bir ağrı, yüzünde bir zafer vardı.

Saat on birde Zarife Hanım geldi.

Zarife Hanım baklavayı yemez, okur.

Teftiş

Zarife Hanım tabağına konan dilime önce yukarıdan baktı. Sonra tabağı çevirip yandan baktı. Çatalını aldı ve dilimin yan tarafına, katların arasına sokmadan, sadece çatal ucuyla dokundu.

“Kaç kat bu Saniye?”

“Kırk.”

Zarife Hanım çatalın ucuyla katları saymaya başladı. Salonun sesi kesildi. Saniye Hanım’ın beli o an daha çok ağrıdı.

“Otuz dokuz,” dedi Zarife Hanım.

“Kırk.”

“Ben otuz dokuz saydım. Bir tanesi yapışmış belki.”

Yapışmamıştı. O kat, sabah yırtılıp yamanan kattı. Saniye Hanım bunu söylemedi. Söylerse yama da tartışılacaktı.

Ceviz

Zarife Hanım bir lokma aldı. Uzun süre çiğnedi. Gözlerini kıstı.

“Cevizi biraz az mı koymuşsun ne?”

“Bir kilo koydum.”

“Bir kilo mu? Kırk kata bir kilo az gelir. Ben bir buçuk koyarım.”

Zarife Hanım bir buçuk kilo ceviz koyduğu baklavayı en son 2011’de yapmıştı. O baklavayı kimse görmemişti ama Zarife Hanım ondan söz ederken herkes görmüş gibi başını sallardı.

Şerbet

Üçüncü lokmada şerbete geçildi. Zarife Hanım dilimi kaldırdı, tabağın dibindeki şerbete baktı.

“Şerbet biraz ağır olmuş. Benimki akar.”

“Seninki akar çünkü sen şerbeti sıcak dökersin Zarife, baklava da sıcakken. İkisi sıcak olunca baklava hamur olur.”

Salonda birkaç kişi nefesini tuttu. Saniye Hanım otuz yıldır Zarife Hanım’ın baklavası hakkında hiçbir şey söylememişti. Bu bir ilkti.

Zarife Hanım cevap vermedi. Dilimi bitirdi. Sonra bir dilim daha aldı. Onu da bitirdi. Üçüncü dilimi alırken “Bunlar küçük kesilmiş, ondan” dedi.

Kızının telefonu

Zarife Hanım gittikten iki saat sonra Saniye Hanım’ın telefonu çaldı. Arayan Zarife Hanım’ın kızıydı.

“Saniye Teyze, rahatsız ediyorum. Annem eve geldi, bir şey demedi, oturdu, ağladı.”

“Neden kızım?”

“Sizin baklava için. ‘Benimki hiç öyle olmadı’ dedi. Tarifi alabilir miyim? Annem bilmesin ama.”

Saniye Hanım tarifi verdi. Kırk kat, bir kilo ceviz, şerbet soğuk.

Telefonu kapattıktan sonra salona döndü, tepsiye baktı. Tepside son bir dilim kalmıştı. Aldı. Çatalının ucuyla katları saydı.

Otuz dokuz. Biri yapışmıştı.