Kurban Bayramı’nın ilk günü öğlen, Konya’daki evimizde düdüklü tencere üçüncü kez öttüğünde mutfakta beş uzman vardı ve hiçbiri aşçı değildi.

Annem kavurmayı sabah, kesimden bir saat sonra, tencereye koymuştu. Bu, ailede bir suç olarak kabul edildi. Suçun ağırlığı konusunda ise uzmanlar anlaşamadı.

Uzman görüşleri

Kâmil Amca (dinlendirme ekolü). Et, kesildikten sonra en az bir gün dinlendirilmeliydi. “Dinlenmeyen et yorgun pişer,” dedi. “Yorgun et yumuşamaz.” Kâmil Amca da emekli olduğundan beri sabahları on bire kadar dinleniyor ve hâlâ yumuşamadı. Bunu söyleyen olmadı.

Eniştem Nusret (kuyruk yağı ekolü). Mesele dinlenme değil, yağdı. Kavurma kendi yağında pişer. Kuyruk yağı eksikse et kurur. Nusret Enişte tencerenin kapağını açmadan, sadece kokusundan, yağın eksik olduğunu söyledi. “Burnum yanılmaz.” Nusret Enişte’nin burnu geçen hafta doğalgaz kaçağını kaçırmıştı.

Teyzem Gülten (tuz ekolü). Tuz başta atılmaz, sonda atılır. Başta atılan tuz eti sertleştirir. Annem tuzu başta atmıştı. Teyzem bunu, tencereye baktığında, tuz tanelerini görmüş gibi bildi.

Annem (düdüklü ekolü). “Düdüklüde her şey yumuşar.” Annemin bütün mutfak felsefesi bu cümledir. Annem düdüklüde nohut, fasulye, kuru et ve bir kez de, yanlışlıkla, plastik bir kepçe yumuşatmıştır.

Babaannem Zarife (sessiz ekol). Babaannem hiçbir şey demedi. Babaannem karar anında konuşur.

Tadım

Kavurma tabağa kondu ve ilk lokma, geleneğe uygun olarak, babaanneme uzatıldı. Mutfaktaki beş uzman sustu. Babaannem lokmayı ağzına aldı. Çiğnedi. Çiğnedi. Çiğnemeye devam etti.

Bir dakika geçti. Babaannem hâlâ çiğniyordu.

Kâmil Amca kendinden emin bir şekilde başını salladı. Nusret Enişte burnunu kaşıdı. Teyzem anneme acır gibi baktı. Annem düdüklüye baktı, düdüklüye ilk kez ihanet edilmiş gibi.

Babaannem sonunda lokmayı yuttu. Peçeteyle ağzını sildi.

“Yumuşamamış,” dedi.

Annemin yüzü düştü. Kâmil Amca “Ben demiştim” demek için ağzını açtı.

Dişler

Tam o sırada babaannemin telefonu çaldı. Komşusuydu. Babaannem açtı, dinledi, kaşları kalktı.

“Ne? Bardakta mı? Lavabonun yanında mı?”

Telefonu kapattı. Mutfaktaki herkese baktı. Elini ağzına götürdü, bir süre öyle durdu.

“Dişlerimi evde unutmuşum,” dedi.

Mutfakta kimse bir şey demedi. Annem tabağı yavaşça aldı, babaannemin önünden çekti, bir kâseye kavurmanın suyunu doldurdu, içine ekmek doğradı ve önüne koydu.

Babaannem bir kaşık aldı. “Bu olmuş,” dedi.

Kâmil Amca tabağından bir parça aldı, çiğnedi ve hiçbir şey demedi. Nusret Enişte de. Teyzem de. Kavurma, dişi olan herkes için, yumuşacıktı.

Annem düdüklünün kapağını sevgiyle kapattı.