Apartman boşluğuna adım attığınız an, bayramın geldiğini burnunuza çarpan koku değil, sahanlığı kaplayan devasa ayakkabı tebaası haber verir.

Dördüncü katın paspası çoktan görünmez olmuştur.

Kapının önünde yaklaşık yirmi beş çift ayakkabı üst üste, yan yana ve çaprazlama yığılmıştır.

Bu sıradan bir dağınıklık değildir; bir Türk ailesinin genişleme politikasının jeopolitik sınır çizgisidir.

En altta büyük amcanın 44 numara ortopedik kahverengi deri ayakkabıları durur. Bir tür tektonik temel vazifesi görür.

Onun üzerinde teyzelerin rugan topukluları, eniştelerin arkasına basılmış loafer’ları ve en tepede çocukların ışıklı spor ayakkabıları dengede durmaya çalışır.

I. Paspas İşgali ve Karşı Komşu Gerilimi

Saat 13.30. Karşı dairenin kapısı hafifçe aralanır.

Emekli bankacı Şükran Hanım başını uzatır. Bakışları doğrudan kendi kapısının önüne taşan siyah bir bota odaklanır:

— “Kuzum, bayramınız mübarek olsun da… Bizim kapının önüne kadar gelmiş ayakkabılar. Asansörden inen geçemiyor, yangın merdivenini tıkamışsınız.”

Ev sahibi Nermin Teyze kapı aralığından mahcup bir gülümsemeyle seslenir:

— “Şükran Abla kusura bakma, Almanya’dan dayımlar geldi, çocuklar da içeride… Hemen içeri alıyoruz bir kısmını.”

Fakat o ayakkabılar asla içeri alınmaz.

Çünkü Türk evinde kapı eşiği kutsal bir sınır kapısıdır. Dışarının tozuyla içeri girilmez; içerinin terliğiyle de sahanlığa basılmaz.

Bu iki dünya arasında sıkışan ayakkabı piramidi, ziyaret boyunca kendi ekosistemini üretir.

Ayakkabı TürüKonumlandırma StratejisiBaşına Gelen Tipik KazaKurtarılma Süresi
Büyükbaba Deri İskarpinKapı Eşiğinin Tam GöbeğiArkasına başkası tarafından basılma45 saniye (Öncelikli)
Yeni Gelin Topuklu AyakkabısıPiramidin En ZirvesiÇocukların üstüne basıp topuğunu kırması3 dakika
Enişte MakoseniYan Dairenin Paspası ÜzeriKarşı komşu tarafından tekmelenme10 dakika
Ergen Spor AyakkabısıMerdiven Boşluğunun 3. BasamağıTekinin kaybolması25 dakika + Aile Krizi

II. Çıkışta Yaşanan Büyük Kaos: “Bunun Solu Nerede?”

Ziyaretin sonu gelip vedalaşma başladığında sahanlık bir kriz masasına döner.

On iki kişi aynı anda kapı önüne yığılır. Herkes eğilip ayakkabı arar:

— “Ferit, senin siyah ayakkabılar hangisiydi? İki tane birbirine benzeyen siyah var burada!”

— “Benimkinin burnunda hafif çizik vardı hanım, bakıver oraya.”

— “Çocuklar çekilin oradan! Kim bastı benim topuğuma? Arkasını kırmışsınız ayakkabının!”

Ve o an, Türk bayramlarının kaçınılmaz soruşturması patlar:

— “Sağ teki var… Sol teki yok. Kim giydi benim sol tekimi?”

Büyük amca bastonuna dayanarak tek ayak üstünde bekler.

Çocuklar alt kat merdivenlerine kadar gönderilir. “Aşağı bakın, biri yanlışlıkla giyip indi mi?” anonsları yapılır.

Sonunda kayıp ayakkabı, vestiyerin altındaki eski terlik sepetinin arkasından çıkar.

Herkes derin bir nefes alır; ayakkabı çekeceği elden ele dolaşır ve piramit bir sonraki misafir dalgasına kadar geçici olarak dağılır.