Haluk Amca maaş sorusunu çay ikinci kez doldurulduktan sonra sorar. Birinci çayda hal hatır sorulur, ikinci çayda gelir beyannamesi. Bu bayram Etimesgut’taki salonda ikinci çay geldiğinde Haluk Amca bardağını tabağa koydu, bana döndü ve sordu:
“Eee Onur, kaç para alıyorsun şimdi?”
Salondaki on bir kişi aynı anda bana baktı. Babaannem bile örgüsünü bıraktı.
Bu soruya karşı geliştirdiğim savunmaları kullanım sırasıyla aktarıyorum.
Net mi, brüt mü
“Net mi soruyorsun amca, brüt mü?”
Bu soru bir sis bombasıdır. Sorulduğu an salondaki herkes görüşünü kaybeder. Çoğu akraba “net” ile “brüt” arasındaki farkı bilmez ve bilmediğini belli etmemek için konuyu değiştirir.
Haluk Amca bilir. Haluk Amca otuz iki yıl vergi dairesinde çalıştı.
“Net söyle. Brütü ben hesaplarım.”
Yemek kartının bakiyesi
“Amca maaş o kadar önemli değil aslında, yan haklar var. Yemek kartı, sağlık sigortası, yılda iki ikramiye…”
“Güzel. İkramiyeler kaç maaş?”
Haluk Amca yan hakları bir kaçış değil, bir genişleme olarak gördü. Artık sadece maaşı değil, yemek kartının bakiyesini de soruyordu.
Şirketin eskisi
“Bir de şirket arabası var.”
Bu, salonda bir etki yarattı. Halam “Maşallah” dedi. Kuzenim telefonundan başını kaldırdı. Şirket arabası, bizim ailede, maaştan daha somut bir başarı ölçüsüdür, çünkü kapının önünde durur ve herkes görür.
“Hangi model?” dedi Haluk Amca.
Arabanın modelini söyledim.
“O araba kaç yaşında?”
“Altı.”
“Altı yaşında araba şirket arabası değildir oğlum, şirketin eskisidir.”
Şükrettiğin rakam
“Amca, Allah’a şükür, iyiyiz. Geçiniyoruz.”
Bu, son savunmadır. Bir akraba bu cümleye karşı hiçbir şey söyleyemez, çünkü şükre itiraz edilmez.
Haluk Amca bir süre düşündü. Sonra hafifçe başını salladı. “Şükür tabii,” dedi. “Peki şükrettiğin rakam kaç?”
Ters soru
Bu noktada bir şey yaptım. Hayatımda ilk kez. Bardağımı tabağa koydum, Haluk Amca’ya döndüm ve sordum:
“Amca, senin emekli maaşın ne kadar?”
Babaannem örgüsünü kucağına bıraktı. Halam çay bardağını yarı yolda durdurdu. Bu soru, bu salonda, otuz yıldır sorulmamıştı.
Haluk Amca bana baktı. Gözlüğünü düzeltti.
“Net mi soruyorsun, brüt mü?”
“Net.”
“Şimdi bir de ikramiye var, bayram ikramiyesi. Onu katarsak…”
“Katmayalım.”
“Ama yan haklar da var. Kira yardımı falan, eskiden kalma.”
“Amca.”
Haluk Amca derin bir nefes aldı. Ellerini dizlerine koydu. Salondaki on bir kişiye baktı. Sonra bana.
“Allah’a şükür,” dedi. “Geçiniyoruz.”
Babaannem örgüsünü yeniden aldı. Şiş tıkırdadı. Bu, babaannemin bütün bir aile toplantısını kapatma şekliydi.


