Bayramın ikinci günü akşam yedide annem perdeleri kapattı, ışıkları söndürdü ve salonun ortasında durarak tek bir cümle kurdu:

“Bugün evde yokuz.”

İki gündür evde on dokuz misafir ağırlamıştık. Üç tepsi baklava, iki tencere sarma, sayısını kimsenin bilmediği kadar çay. Annemin sesi kısılmış, babamın dizleri tutulmuş, ben de üç gün boyunca aynı gömleği giymiştim. Evde yok olmak, bu ailenin bir sonraki ve tek mantıklı adımıydı.

Kurallar

Annem kuralları fısıltıyla açıkladı.

Bir: Televizyon kapanır. İki: Telefonlar sessize alınır. Üç: Kapı çaldığında kimse kıpırdamaz. Dört: Mutfağa gidecek olan halının üstünden gider; parkede ses yapar. Beş: Buzdolabı açılmaz. Buzdolabının ışığı perdeden görünür.

Babam beşinci kuralı tartışmaya açmak istedi ama açamadı, çünkü konuşmak da yasaktı.

19.40

Kapı çaldı. Dördümüz aynı anda dondu. Ben koltuktaydım, elimde telefon. Babam yerdeydi, halının üstünde, mutfağa doğru yarı yoldaydı. Annem kapının arkasındaydı. Kardeşim Ozan koridordaydı.

Kapı bir daha çaldı. Dışarıdan bir ses: “Neşe abla! Biz geldik!”

Annemin kuzeni. Ailede “Bir çay içip kalkarız” diyerek gece yarısına kadar kalmasıyla bilinen kuzen.

Annem kapının arkasında gözlerini kapattı. Kıpırdamadı.

19.43

Zil üçüncü kez çaldı. Sonra kapıya vuruldu. Sonra ses: “Abla, ışık yanmıyor ama televizyon sesi geliyor galiba?”

Televizyon kapalıydı. Ama alt kat komşusunun televizyonu açıktı ve ses, bizim duvarlarımızdan geçerek kapıya kadar gidiyordu. Komşunun televizyonu bizi ele veriyordu.

Babam halının üstünde, yavaşça, başını kaldırdı ve bana baktı. Ben omuzlarımı kaldırdım. Babam yeniden yere yattı.

19.46

Kapı sustu. Ayak sesleri merdivenden aşağı indi. Annem derin bir nefes aldı. Babam halının üstünde sırtüstü döndü ve tavana baktı. Bir zafer.

Sonra telefonum titredi. Aile grubu.

Annemin kuzeni yazmıştı:

“Neşe ablalar evde yok mu? Kapıdayız, açan yok.”

Grubu sessize almamıştım. Telefon titremeye devam etti. Babam halının üstünden bana baktı, bir şeyi engellemek ister gibi elini kaldırdı. Geç kalmıştı.

Kardeşim Ozan, koridorun karanlığında, kendi telefonundan cevap yazmıştı bile:

“Evde yokuz.”

19.47

Merdivenden ayak sesleri yeniden yukarı çıkmaya başladı.