Salonda iki koltuk vardır.

Biri cam kenarında, döküm kalorifer peteğine yakın olan kadife berjerdir. Diğeri ise televizyonu tam karşıdan gören geniş üçlü koltuğun sağ köşesidir.

Bu iki koltuk sıradan mobilya parçaları değildir.

Burası sülalenin iki süper gücünün nükleer fırlatma rampalarıdır.

Saat 14.15’te Büyük Hala Naciye içeri girer. Elinde gümüş saplı bastonu, başında iğne oyalı ipek eşarbı vardır.

Daha kapıda pardösüsünü çıkarırken gözleriyle salonu tarar. Hedefi bellidir: Kadife berjer.

Fakat berjerde Ortanca Teyze Mürvet oturmaktadır. Önündeki sehpada ıhlamur fincanı tütmektedir.

Hala eşikten adımını atar. Bir saniyelik bir sessizlik olur.

Salondaki yeğenlerin nabzı 140’a fırlar.

Hala Naciye tebessüm eder. Bu tebessüm, diplomasi tarihinde savaş ilanı anlamına gelen en soğuk jesttir:

— “Mürvetçiğim… Maşallah pek rahat görünüyorsun. Belin ağrımıyorsa otur tabii, biz ihtiyarlar arkalıksız sandalyeye de razıyız…”

Teyze Mürvet fincanını tabağına koyar. Porselenin porselene çarpma sesi salonda bomba etkisi yaratır: ÇIN.

— “Aşk olsun Naciye Abla. Sen gelene kadar boş kalmasın dedim. Buyur geç şöyle, senin romatizmaların rüzgar almasın.”

İşte Türk ailesinin kırk yıllık Soğuk Savaşı yeniden vizyondadır.

I. İki Kutuplu Sülale Jeopolitiği

Türk aile yapısı tek merkezli görünse de pratikte iki kutuplu bir federasyondur:

Güç BloğuTemsil Ettiği DeğerlerTemel SilahlarıZayıf Noktası
Hala Bloğu (Baba Tarafı)Soyağacı, Gelenek, Miras Denetimi“Bizim soyadımız”, Resmiyet, AlınganlıkAşırı gurur, erken küsme
Teyze Bloğu (Anne Tarafı)Şefkat, Duygusal İstihbarat, Mutfak“Anne yarısı”, Fısıltı ağı, Altın takibiÇocuk kayırma, müdahalecilik

Hala, devlettir. Resmi törenleri, protokolü ve soyadının şerefini yönetir.

Teyze ise istihbarat teşkilatıdır. Kimin kızı kiminle görüşüyor, kim işten ayrıldı, kim ne kadar borca girdi hepsini üç gün önceden bilir.

II. Gelin ve Damat Üzerindeki Nüfuz Mücadelesi

Çatışma en çok yeni evliler üzerinde yoğunlaşır.

Yeni gelin Merve salona kahve tepsisiyle girer.

İlk fincan kime verilecektir? Protokolün en tehlikeli sorusudur bu.

Hala yaşça büyüktür; ancak teyze evin kızının öz teyzesidir.

Gelin tepsiyi hafifçe titretir.

Hala gözlerini fincanın köpüğüne diker:

— “Gelin kızımız da pek hamarat maşallah. gerçi kahveyi biraz duru yapmış ama olsun, gençtir öğrenir…”

Teyze derhal kanatlarını açar:

— “Nesi duru Naciye Abla? Mis gibi köpüklü işte. Sen bizim zamanımızdaki közde kahvelere alıştın tabii, şimdiki makineler böyle yapıyor.”

Gelin geri geri mutfağa kaçar. Çay bardağı yıkama lavabosuna sığınır.

III. Bayram Masasındaki Barış Antlaşması

Günün sonunda, baklava tepsisi yarılandığında ve çaylar beşinci kez tazelendiğinde, bu iki kutup birbirine sarılarak vedalaşır:

— “Naciye Abla, kendine iyi bak, tansiyon haplarını aksatma.”

— “Sen de Mürvetçiğim, çocuklara selam söyle, bayramdan sonra bana kahveye bekliyorum.”

Kapı kapanır. Hala asansörde yeğenine fısıldar:

— “Gördün mü Mürvet’in yüzündeki botoksu? Hiç yakışmamış…”

Teyze ise salonda koltuğu düzeltirken kızına döner:

— “Halanın taktığı kolyeyi gördün mü? Sahte o sahte, Kapalıçarşı işi…”

Ve Türk ailesi, bu muhteşem dengenin sayesinde bir bayramı daha bölünmeden, parçalanmadan ve sevgiyle tamamlar.