Üç aydır diyetteyim ve yedi kilo verdim. Anneannem için bu bir başarı değil, bir belirtiydi. Kapıyı açtığında bana önce sarıldı, sonra geri çekildi, yüzüme baktı ve “Yüzün çökmüş” dedi. Anneannem için diyet, bir hastalığın adıdır ve tedavisi baklavadır.

Telefonumda bir kalori uygulaması var. O gün uygulamaya ne girdiysem aşağıda, saatiyle birlikte. Uygulama sonunda bana bir bildirim gönderdi. Onu da ekledim.

Kayıt

11.10 — Bir dilim cevizli baklava. Anneannem tabağa iki dilim koydu. “Ben bir tane yerim anneanne.” “Bir dilimden bir şey olmaz.” Bir dilim yedim. İkincisi tabakta kaldı. Anneannem tabağa baktı, sonra bana baktı, sonra yine tabağa. Tabak kazandı. Uygulama: Günlük hedefinin %40’ı.

11.25 — İkinci dilim. Yukarıda açıklandı.

12.30 — Öğle yemeği. Diyetimi önceden söylemiştim. Anneannem bunu dikkate aldı ve bana “hafif” bir şey hazırladı: tereyağlı pirinç pilavı. “Pirinç hafiftir, Japonlar hep pirinç yiyor, hiçbiri şişman değil.” Japonlar hakkında bir şey diyemedim. Japon değildim. Uygulama: Günlük hedefinin %95’i. Uygulama bir uyarı simgesi gösterdi: sarı.

14.00 — “Bir dilim” daha. Teyzem geldi, yanında baklava getirdi. Kendi baklavası. “Ceren benimkinden yemeden gitmez.” Yedim. Teyzemin baklavasını yemezsem anneannemin baklavasını teyzeminkine tercih etmiş olurdum. Bunun aile içindeki karşılığı, bir ayrılık davasından daha uzundur. Uygulama: Sarı simge turuncuya döndü.

15.20 — Bayram çikolatası. “Çikolata değil bu kızım, bayram şekeri. Bayram şekeri sayılmaz.” Saydım. Uygulama da saydı.

16.00 — Diyet itirafı. Bu noktada çok açık konuşmaya karar verdim. Anneanneme diyetisyenimin adını, verdiğim kiloyu, hedefimi, uygulamayı gösterdim. Anneannem telefona uzun uzun baktı. Sonra telefonu aldı, ekrandaki turuncu simgeye parmağını koydu.

“Bu ne?”

“Uyarı anneanne. Fazla yedim demek.”

Anneannem simgeyi sildi. Daha doğrusu parmağını ekranda kaydırdı, ekran değişti, simge görünmez oldu. “Geçti,” dedi. “Gördün mü, bir şey yok.”

16.15 — Bir dilim baklava. Kutlama.

18.30 — Akşam yemeği. Kayıt tutmayı bıraktım.

Ertesi sabah

Ertesi sabah tartıya çıktım. Bir buçuk kilo. Bir günde.

Anneannemi aradım. Sesim titriyordu. Üç ayın bir buçuk kilosu, bir bayramın bir gününde geri gelmişti. Anneanneme bunu anlattım. Anneannem dinledi, düşündü ve hiç tereddüt etmeden teşhisini koydu:

“Ödem o kızım. Su toplamışsındır.”

“Anneanne…”

“Gel, sana su böreği yaptım. Suyu çeker.”

Uygulamanın bildirimi

O gece uygulamadan bir bildirim geldi. Otomatik, haftalık bir özet:

“Bu hafta harika gidiyorsun! Hedefine çok yakınsın. Bir kutlama yapmaya ne dersin? 🎉”

Uygulamayı sildim. Anneannem haklıydı; bir dilimden bir şey olmuyordu. Beş dilimden, bir tabak tereyağlı pilavdan ve sayılmayan bayram şekerlerinden oluyordu ama o başka bir hesap.