Bayramın ikinci günü öğleden sonra anneannemin kapısını, sırtında çantası, elinde tableti olan genç bir adam çaldı. Sayaç okumaya gelmişti. Bayramda sayaç okunur mu, kimse sormadı. Adam okudu, tabletine bir şeyler yazdı, sonra alnını sildi ve bir hata yaptı.

“Teyzeciğim, bir bardak su alabilir miyim?”

Beş dakika

Anneannemin evinde su, yemeğin yanında gelir. Yemeksiz su vermek, misafiri sokakta bırakmaktır.

Anneannem “Gel oğlum, gel otur” dedi. Adam “Yok teyze, işim var, sadece su” dedi. Bu cümleyi kurduğunda zaten antredeydi; anneannem konuşurken insanları yavaşça içeri doğru yürütür. Ben bunu yıllardır izliyorum ve hâlâ nasıl yaptığını bilmiyorum.

Adamın adı Vahap’tı. Bunu çorbadan önce öğrendik.

Birinci dakika: mercimek çorbası. “Tazedir, sabah yaptım.”

İkinci dakika: sarma. “Kalem gibi, bak.”

Üçüncü dakika: pilav. Üstünde tereyağı hâlâ eriyordu. Anneannem pilavın üstüne tereyağını misafir geldiğinde koyar; tereyağı o yüzden hep yeni erimiş olur.

Dördüncü dakika: kavurma. Bayram kavurması. Vahap kavurmayı görünce bir an durdu ve bence o an teslim oldu.

Beşinci dakika: hoşaf. Ve bir bardak su.

Sofra

Vahap oturdu. Çantasını yere koydu. Tableti sehpaya bıraktı. Önünde altı kap vardı. Bir bardak su, altı kabın arasında, kendini biraz yalnız hissediyor gibiydi.

“Teyze, ben sadece su istemiştim.”

“Su orada oğlum. İç.”

Vahap suyu içti. Anneannem bardağı tekrar doldurdu. Sonra Vahap’ın tabağına bir kepçe çorba koydu. Vahap çorbayı içti. Anneannem tabağa sarma koydu. Vahap sarmayı yedi. Bunun böyle gideceği, gerçekten bitmeyeceği, Vahap’ın yüzünde, pilavın ortasında belirdi.

Bir ara Vahap’ın telefonu çaldı. Patronuydu. “Neredesin?” diye sordu. Vahap, ağzında sarma, “Sahadayım abi” dedi. Bu yalan değildi.

Paketler

Vahap bir buçuk saat sonra kalktı. Anneannem onu kapıda durdurdu ve elinde bir poşetle döndü. Poşette üç tupperware vardı: sarma, kavurma, bir de baklava.

“Annene götür.”

“Teyze, annem Bursa’da.”

“Kargoyla gönder.”

Vahap poşeti aldı, teşekkür etti, gitti. Anneannem kapıyı kapattı ve bana döndü: “Ne kadar terbiyeli bir çocuk. Suyu bile istemeye utandı.”

Bir sonraki bayram

Bir sonraki bayram, ikinci gün, öğleden sonra kapı çaldı. Anneannem açtı.

Vahap’tı. Sırtında çanta, elinde tablet. Diğer elinde, temizlenmiş ve üst üste konmuş üç tupperware.

“Teyzeciğim,” dedi, “sayaç okumaya geldim.”

Sayacı okumadan önce bir şey daha ekledi:

“Bir de… bir bardak su alabilir miyim?”