Saat on birde salonda kayınvalidem ile görümcem arasında bir çeyiz konuşması başladı. Saat on biri beş geçe dört damat, birbirine hiçbir şey söylemeden, arka odada, televizyonun karşısında oturuyordu.

Kimse “Kaçalım” demedi. Kimse “Hadi” demedi. Dört adam aynı anda aynı şeyi hissetti ve aynı yöne yürüdü. Bunu bir sürü hayvan belgeselinde görmüştüm. Kendimizde görmemiştim.

Kayınpederin çalışma odası

Arka oda kayınpederimin “çalışma odası”. Kayınpederim emekli. Odada bir masa, bir çekyat, bir televizyon ve dört kişilik yer var. Dört damat dört kişilik yere yerleşti.

Televizyonda dünkü maçın özeti vardı. Kimse kanal değiştirmedi. Kimse konuşmadı. Ekrem Enişte, en kıdemli damat, kumandayı aldı ve sesi iki çizgi açtı. Bu, odadaki tek karar oldu.

Kural

Odada konuşulmaz. Bu kuralı kimse koymadı ama dört adam da uydu. Konuşursak salon duyardı. Salon duyarsa salondan biri gelirdi. Salondan biri gelirse çeyiz konuşmasına dönerdik.

İletişim, göz ve kafayla yapıldı. Bir pozisyonda Cihan Enişte kafasını salladı: “Ofsayt.” Ekrem Enişte başını iki yana salladı: “Değil.” Ben kaşımı kaldırdım: “Bence ofsayt.” Ufuk ağzını açmadan bir şey dedi, kimse anlamadı, ama herkes başını salladı.

Ziyaretçi

Yarım saat sonra kapı aralandı. Dört damat aynı anda dondu.

Kayınvalidemin sekiz yaşındaki torunu içeri girdi, elinde bir tepsi. Tepside dört bardak çay, bir tabak kuruyemiş. Çocuk tepsiyi masaya bıraktı ve dedi:

“Babaannem gönderdi. ‘Damatlar rahat etsin’ dedi.”

Kapı kapandı. Dört damat birbirine baktı.

Kayınvalidem biliyordu. Belki baştan beri biliyordu. Belki de bu oda, bizim kaçış yerimiz değil, onun bizi koyduğu yerdi. Çeyiz konuşmasında damat istemiyordu.

Kimse bunu sesli söylemedi. Ama Ekrem Enişte, çayını alırken, bir şey fısıldadı. Odadaki ilk kelimeydi:

“Kırk yıl.”

Tekrar

Maç özeti bitti. Kanal başka bir özete geçti. Aynı maç. Başka bir kanalda. İzledik.

Sonra bir kanal daha. Aynı maç. İzledik.

Üçüncü tekrarda gollerin sırasını ezberlemiştik. Dördüncüde spikerin “Ve top ağlarla buluşuyor!” diye bağırmadan önce nefes aldığı anı biliyorduk. Beşincide Cihan Enişte, golden bir saniye önce, sessizce yumruğunu sıktı.

Altıncı tekrarda, golde, dört damat, aynı anda, fısıltıyla, spikerle birlikte söyledi:

“Ve top ağlarla buluşuyor!”

Kaçak

Saat üçe doğru Ufuk ayağa kalktı. Salona dönmek istiyordu. Belki karısını özlemişti. Belki tuvalete gidecekti.

Ekrem Enişte elini havaya kaldırdı. Ufuk durdu. Ekrem Enişte kapıya doğru başını eğdi. Dinledik.

Salondan kayınvalidemin sesi geliyordu: “…ve o yorgan takımı bizim zamanımızda iki kat olurdu…”

Ufuk yavaşça oturdu.

Televizyonda yedinci tekrar başladı.