Salonda büyükler “ciddi bir konu” konuşacaktı. Ciddi konunun ne olduğunu biz çocuklar hiç öğrenemedik, ama sonucu belliydi: “Hadi bakalım, siz arka odaya.”

Arka oda, babaannemin yatak odası. Bir yatak, bir gardırop, bir pencere, bir priz. Dokuz çocuk. Yaş aralığı dört ile on üç. Bir tablet. Bir şarj aleti.

Bir saat içinde bir anayasa yazıldı.

Kaos (00.00 – 00.10)

İlk on dakika kural yoktu. Tablet Berk’teydi, çünkü Berk on üç yaşında ve en uzun kollara sahipti. Derya, on bir yaşında, şarj aletini aldı, çünkü tablet yüzde on dörtteydi ve Derya matematik biliyordu.

Dört yaşındaki Ecem gardırobun kapağına asıldı. Kapak menteşesinden çıktı. Ecem kapakla birlikte yere indi, ağlamadı, kapağın üstüne oturdu. Bu kapak, bundan sonra bir koltuk oldu.

Yüzde on dört

Berk tableti bırakmadı. Diğer sekiz çocuk Berk’in etrafını sardı. Berk bir teklif yaptı: herkes on dakika.

“On dakika az,” dedi Derya.

“On beş.”

“Şarj ne olacak?”

Burada Derya’nın gücü ortaya çıktı. Tablet yüzde on dörtteydi. Şarj aleti Derya’daydı. Priz pencerenin altındaydı ve pencerenin altı Derya’nın oturduğu yerdi.

“Benim sıram önce,” dedi Derya. “Yoksa şarj yok.”

Berk düşündü. Derya’ya baktı. Şarj aletine baktı. Tablete baktı. Yüzde on üç.

“Tamam.”

Anayasa

Bu noktada odadaki en büyük üçüncü çocuk, on iki yaşındaki Kaan, bir kâğıt kalem buldu. Babaannemin komodininden. Ve yazmaya başladı. Diğerleri dikte etti.

Arka Oda Anayasası

Madde 1. Tablet sırası yaşa göre değil, şarj aletine sahip olana göre belirlenir.

Madde 2. Herkesin süresi on beş dakikadır. Dört yaşındakilerin süresi beş dakikadır, çünkü dört yaşındakiler zaten beş dakikadan sonra başka bir şeyle ilgilenir.

Madde 3. Gardırop kapağı koltuktur. Kapağı kıranın oturma hakkı vardır.

Madde 4. Salondan gelen büyükler, çocuk sayılmaz ve odaya giremez.

Madde 5. Büyükler bir şey istiyorsa (örneğin oda), bir şey verecek.

Anayasa dokuz imzayla kabul edildi. Ecem imza yerine bir güneş çizdi.

Giriş ücreti

Bir saat sonra kapı aralandı. Dedem başını uzattı. Yüzünde bir yorgunluk vardı. Salondaki ciddi konu, belli ki, hâlâ bitmemişti.

“Ben de biraz burada otursam,” dedi. “Orada çok konuşuyorlar.”

Dokuz çocuk birbirine baktı. Kaan kâğıdı aldı. Madde 4’ü okudu. Madde 5’i okudu.

“Dede,” dedi Berk, “girebilirsin. Ama bir şey vereceksin.”

Dedem durdu. Ceplerini yokladı. Para yoktu, harçlıkları sabahtan dağıtmıştı. Sonra iç cebine elini attı ve bir şey çıkardı.

Bir şarj aleti. Kendi telefonunun. Yeni. Hızlı şarj.

Odada derin bir sessizlik oldu. Derya’nın yüzü değişti. Derya’nın tekeli, bir saniye içinde, sona ermişti.

Dedem içeri girdi. Gardırop kapağına, Ecem’in yanına oturdu.

Kaan kâğıdın altına yeni bir madde ekledi:

Madde 6. Dede çocuk sayılır.