Saat on birde teyzemgiller “Biz artık kalkalım” dediğinde annem “Bu saatte nereye? Yatın burada” dedi. Teyzemgiller sekiz kişiydi. Bizim ev üç odaydı. Annem bir kâğıt kalem aldı.

Sekiz misafir, üç çekyat, iki sünger, yedi yorgan. Annem bunu bir kâğıda çizdi. Kâğıt bir mimari planı andırıyordu.

Annemin krokisi

Annemin planı şöyleydi:

Salon, büyük çekyat: Teyzem ve eniştem. Çekyat açılınca salonun yarısı kaplanıyor. Sehpa balkona çıkarıldı.

Salon, küçük çekyat: Babaanne. Tek kişilik, ama babaannem tek kişiden daha az yer kaplar.

Salon, yer: Kuzenlerim Ozan ve Ece, sünger yatakta. Sünger yatak, üç yıl önce balkonda bir yaz geçirmiş, o yüzden bir tarafı daha sert.

Çocuk odası: Teyzemin üç küçük çocuğu, benim yatağımda, enine. Üç çocuk enine bir yatağa sığar. Bir yetişkin boyuna sığar. Ben sığmıyordum.

Koridor: İkinci sünger. Eniştemin kardeşi. Koridordan geçen herkes onun üstünden atlayacaktı.

Ben: Annem kâğıda baktı. Bana baktı. “Sen bir yer bulursun.”

Yorgan

Yedi yorgan, sekiz misafir. Annem bunu fark etti ve dolabı açtı. En üst raftan, naylon içinde, hiç açılmamış bir yorgan çıkardı. Annemin çeyizinden. Saten yüzlü, el işlemeli, kırk yıldır “misafir için” saklanan yorgan.

Babaannem yorgana baktı. “O misafir yorganı,” dedi.

“Bunlar misafir zaten,” dedi annem.

Babaannem bir süre düşündü. Bu argümana itiraz edemedi. Ama yüzünden anlaşılıyordu ki, kırk yıldır beklenen misafir, bu sekiz kişi değildi.

Yorgan eniştemin kardeşine gitti. Koridordaki süngere.

Altı saatlik gece

Saat on ikide ışıklar söndü. Sonraki altı saat şöyle geçti:

00.20. Büyük çekyat ilk kez gıcırdadı. Eniştem döndü.

00.45. Babaannemin horlaması başladı. Babaannem tek kişiden az yer kaplar ama sekiz kişilik ses çıkarır.

01.30. Koridordaki eniştemin kardeşi tuvalete kalktı. Karanlıkta Ozan’ın ayağına bastı. Ozan uyandı. “Kim o?” “Benim.” “Sen kimsin?” Tanışmamışlardı.

02.15. Çocuk odasındaki üç çocuktan biri yataktan düştü. Ağlamadı. Yerde uyumaya devam etti.

03.00. Eniştemin horlaması babaannemin horlamasına katıldı. İkili bir orkestra.

04.10. Teyzem yorganı çekti. Eniştem açıkta kaldı. Eniştem yorganı geri çekti. Teyzem açıkta kaldı. Bu, altıya kadar dört kez tekrarlandı.

Ben

Ben nerede yattım? Annem bir yer bulacağımı söylemişti. Buldum.

Banyoda. Banyo paspasının üstünde. Başımın altında katlanmış bir havlu, üstümde annemin hırkası. Banyo evin tek sessiz yeriydi. Horlamalar duvardan geçiyordu ama banyonun fayansı bir yalıtım gibiydi.

Saat beşte biri banyonun kapısını açtı. Babaannem. Işığı yaktı. Beni gördü. Durdu.

“Sen burada mı yattın?”

“Evet babaanne.”

Babaannem bir süre bana baktı. Sonra lavaboya döndü, abdest aldı ve çıkarken bir şey söyledi:

“Sabah herkes ‘Ne rahat uyuduk’ diyecek. Bak gör.”

Sabah

Kahvaltıda teyzem gerindi. “Ay, ne rahat uyuduk!”

Eniştem: “Çok rahattı valla.”

Eniştemin kardeşi, saten yorganı katlarken: “Böyle yorgan görmedim, otel gibi.”

Annem bana baktı. Ben anneme baktım. Babaannem çayını karıştırdı ve hiçbir şey söylemedi.

Akşam teyzem telefonla aradı. “Kızım, seneye de size geliriz, çok rahat ettik. Bu sefer dokuz kişiyiz, Ozan’ın nişanlısı da gelecek.”

Annem telefonu kapattı. Banyoya gitti. Paspası ölçtü.