Amcam yedinci katta, halam ikinci katta oturuyor. Aynı bina, aynı asansör. Asansörde iki düğme var ve birine önce basmak zorundasınız.
Bayramın ilk günü öğleden önce, Çankaya’daki o binanın asansörüne dört kişi bindik: annem, babam, ben ve elinde iki kutu çikolata tutan kardeşim. Kapı kapandı. Babamın parmağı düğme panelinin önünde, havada durdu.
Parmak havada
“Yedi,” dedi annem. “Volkan abin büyük.”
“İki,” dedi babam. “Suna ablam kadın, önce kadına gidilir.”
“O kural misafirlikte değil, kapıda geçerli.”
“Bu da bir kapı.”
Babamın parmağı hâlâ havadaydı. Asansör kımıldamadı. Asansör, bir düğmeye basılmadıkça hiçbir yere gitmez; bu, bizim ailenin en sevdiği asansör özelliği oldu.
Market poşetli komşu
Asansör aniden hareket etti. Biz basmamıştık. Biri dışarıdan çağırmıştı.
Asansör aşağı indi, zemin katta durdu, kapı açıldı. Karşımızda, elinde market poşetleriyle, binanın dördüncü katında oturan bir kadın vardı. İçeri girdi, “Hayırlı bayramlar” dedi, dördüncü kata bastı.
Asansör çıkmaya başladı. Birinci kat. İkinci kat. Halamın katı geçti. Hiçbirimiz kıpırdamadık. Üçüncü kat. Dördüncü kat. Kadın indi, “Kolay gelsin” dedi. Kapı kapandı.
Dördüncü kattaydık. Halamdan iki kat yukarıda, amcamdan üç kat aşağıda. Teknik olarak ikisine de eşit derecede yakın değildik. Bu, babamı biraz rahatlattı.
Asansörü dinleyen hala
“Bak,” dedi babam, “yediye gidersek, Suna ablam asansörün yukarı çıktığını görür. Yukarı çıkan asansörün kimi taşıdığını bilir.”
“Asansörün içini nasıl görsün?”
“Görmez. Bilir.”
Bu bir gerçekti. Suna Hala, bayram sabahı, asansörün sesini kapı arkasından dinler. Kaçıncı katta durduğunu, kaç kişinin bindiğini, poşet hışırtısından kimin geldiğini bilir. Babam bunu çocukluğundan biliyordu.
“O zaman ikiye in,” dedi annem. “Volkan abin de aşağı inen asansörü duyar.”
“Volkan abim yedinci katta, duymaz.”
“Duymaz ama Suna ablan ona telefon eder.”
İki düğme
Kardeşim çikolata kutularını yere koydu ve asansörün aynasında kendi yüzüne baktı. Ben telefonuma baktım. Annem babama baktı. Babam düğmelere baktı.
Sonra babam, bir karar verdiğini anlatan bir nefesle, iki düğmeye aynı anda bastı. İkiye ve yediye.
Asansör aşağı inmeye başladı. Mekanik olarak en yakın kat ikiydi. Asansör, babamın yapamadığı kararı, fiziğe göre verdi.
İkinci kat
Kapı açıldı. Suna Hala’nın kapısına yürüdük, zili çaldık.
Kapıyı Volkan Amca açtı.
Arkasında Suna Hala, elinde çaydanlık, gülümsüyordu. Salonda amcamın eşi, halamın kocası, iki kuzen. Herkes buradaydı.
“Biz sabah Suna’ya indik,” dedi Volkan Amca. “Kimse hangimize önce gideceğini düşünüp asansörde kalmasın diye.”
Babam bir şey demedi. Sadece başını salladı. Asansörde dört dakika geçirmiştik. Kardeşim çikolata kutularını uzattı.
“Hangisi kimin?” dedi Suna Hala, kutulara bakarak.
Babam kutulara baktı. Sonra Volkan Amca’ya, sonra Suna Hala’ya.
“Asansöre soralım,” dedi.


