Turgut Amca’ya göre kirada oturmak bir yaşam biçimi değil, bir karakter zaafıdır. Bu bayram, Eskişehir’deki salonunda, otuz dört yaşındaki bir yeğeninin hâlâ kirada oturduğunu öğrendiğinde yüzünde bir doktorun kötü bir röntgene bakarken takındığı ifade belirdi.
Yeğen bendim.
“Sen hâlâ kirada mısın?”
Kooperatif
“Biz senin yaşındayken kooperatife girmiştik,” dedi Turgut Amca. “Ayda bir taksit. Bir evimiz oldu.”
Salondaki emekli amcalar başlarını salladı. Üç emekli amca. Üçü de kooperatife girmişti. Üçü de bunu her bayram, aynı cümleyle, bir savaş hikâyesi anlatır gibi anlatırdı.
“Amca, şimdi kooperatif öyle değil.”
“Nasıl değil? Arsa var, müteahhit var, taksit var.”
“Arsa var ama fiyatı…”
“Fiyat her zaman yüksektir. Biz de yüksek bulmuştuk.”
Bu noktada fiyat konusuna girmedim. Turgut Amca’nın kafasında fiyatlar, kooperatife girdiği yılda donmuştu. Bir rakam söylesem inanmazdı, inansa kalp krizi geçirirdi.
Tavsiyeler
Amcaların tavsiyeleri sırayla geldi.
Birinci amca: “Kirayı biriktir. Kira verdiğin parayı bankaya koy, beş yılda evin olur.” Kira verdiğim parayı bankaya koyarsam beş yıl boyunca nerede oturacağımı sormadım.
İkinci amca: “Köyde arsa al. Ucuz. Ev yap. Hafta sonları gidersin.” Hafta içi nerede oturacağımı sormadım.
Turgut Amca: “Ya da evlen. Kızın ailesinin evi vardır.” Bu tavsiye salonda en çok onay alan tavsiye oldu. Teyzem “Tabii ya” dedi. Eşim yanımdaydı. Eşimin ailesinin evi yok. Eşim de kirada büyüdü. Eşim çayını karıştırdı.
On dört yıl
Turgut Amca kooperatif hikâyesine geri döndü. Bu sefer ayrıntılı anlattı. 1989’da girmişler. Temel atılmış. İnşaat başlamış. Müteahhit değişmiş. İnşaat durmuş. Yeniden başlamış.
“Ne zaman taşındınız amca?”
“2003’te.”
Salonda bir sessizlik oldu. Ben hesap yaptım.
“On dört yıl mı sürdü?”
“Sürdü ama sonunda bitti. Önemli olan bitmesi.”
“Peki o on dört yıl nerede oturdunuz?”
Turgut Amca bir an durdu.
“Kirada,” dedi. “Ama o başka.”
Zafer
Bu konuşma boyunca kuzenim Zafer, Turgut Amca’nın oğlu, köşede sessizce oturdu. Zafer otuz yedi yaşında, evli, iki çocuklu. Kooperatif evinde oturuyor. Turgut Amca ile teyzem ise emekli olduktan sonra daha küçük bir daireye taşındı.
Turgut Amca Zafer’i gösterdi: “Bak, Zafer’in evi var. Neden? Çünkü babası düşündü.”
Zafer bana baktı. Ben Zafer’e baktım. Zafer bir an tereddüt etti. Sonra, otuz yedi yıllık bir sabrın son damlasıyla, ağzını açtı:
“Baba, ben o eve sana kira veriyorum.”
Üç emekli amcanın üçü de aynı anda kooperatif hikâyesini unuttu. Turgut Amca kahvesine baktı.
“Ama düşük,” dedi. “Piyasanın altında.”
Zafer bana döndü. Kısık sesle, sadece benim duyabileceğim şekilde:
“Değil.”


