Kuzenim Seda geçen yıl boşandı. Ailede o günden beri bir kural var: eski damadın adı anılmaz. Kimse bu kuralı koymadı ama herkes uyar. Ad salonda geçtiği an biri hava durumuna geçer, biri çay tazeler, biri de bir çocuğun kulağına “Git oyna” der.
Eski damadın adı Kadir’di. Sorun şuydu: salonda bir Kadir daha vardı.
Kadir Amca
Kadir Amca, babamın amcasının oğlu, yetmiş bir yaşında. Kadir Amca hayatı boyunca Kadir’di. Geçen yıla kadar bu bir sorun değildi.
Bu bayram, Zara’daki büyük evde, Kadir Amca salona girdiğinde babaannem “Gel Kadir, otur” dedi. Salonun yarısı bir an dondu. Seda’nın annesi çay bardağını yarı yolda durdurdu. Seda başını kaldırdı. Babaannem ne yaptığını fark etti ve hemen ekledi: “Kadir Amcanız. Amcanız.”
“Amcanız” kelimesi bundan sonra Kadir Amca’nın adının bir parçası oldu.
Gün boyu
Kadir Amca’ya hitap etmek gün boyunca bir hüner gerektirdi.
Yengem: “Ka… Amca, çay?”
Eniştem: “Sen geçen ay Sivas’a gitmiştin değil mi, şey… abi?”
Dört yaşındaki yeğenim, salonun ortasında, bağırarak: “Kadir Amca! Kadir Amca, bak!” Salondaki altı yetişkin aynı anda konuştu. Biri hava durumunu, biri trafiği, biri de “Bu yıl kayısı erken çıkmış” dedi. Kayısının bu konuşmayla hiçbir ilgisi yoktu.
Kadir Amca bir süre sonra durumu anladı. Başta kimse ona bir şey söylememişti. Ama her adı geçtiğinde salonun hava durumuna döndüğünü fark etmişti ve yetmiş bir yıllık tecrübesiyle bir sonuca varmıştı.
Hayalet
Seda ise bütün bunları sessizce izliyordu. Bir ara mutfakta bana döndü.
“Bu kadar mı belli oluyor?”
“Ne?”
“Herkesin onun adını söylememeye çalıştığı. Ben bir şey demiyorum ki. Ben zaten ondan iyi ayrıldım. Telefonda konuşuyoruz bazen. Geçen hafta annesinin ameliyatını sordum.”
“Sen konuşuyorsun?”
“Tabii. Boşandık, düşman olmadık.”
Seda’nın eski damatla konuştuğu, salondaki on dokuz kişiden hiçbirinin aklına gelmemişti. Herkes Seda için onun adını gömmüştü. Seda ise o adı, telefonda, haftada bir duyuyordu.
Kadri
Akşam yemeğinde Kadir Amca boğazını temizledi. Sofradaki herkes durdu.
“Benim bir ricam var,” dedi.
Salon sustu.
“Bundan sonra bana Kadri deyin. Askerde öyle derlerdi. Alışkınım.”
Kimse bir şey diyemedi. Babaannem gözlerini sildi. Seda’nın annesi Kadir Amca’nın elini tuttu. Bir fedakârlık yapılmıştı.
Seda sofranın ucundan gülümsedi. Telefonunu çıkardı. Bir mesaj yazdı ve gönderdi. Sonra telefonu bana uzattı.
Ekranda gönderdiği mesaj vardı. Eski damada:
“Burada bir amca senin için adını değiştirdi. Hayırlı bayramlar.”
Cevap on saniye sonra geldi:
“Kadir Amca’ya selamımı söyle.”


